Tahran merkezli Shiva Zahed Gallery, Pera’da İstanbullu sanatseverlerle buluşuyor. Galeri 28 Şubat-25 Nisan 2026 tarihleri arasında gerçekleşecek açılış sergisi “echos”ta farklı kuşaklardan iki önemli İranlı sanatçı olan Shaqayeq Arabi (1974, Tahran – Dubai’de sanat hayatına devam ediyor) ve Fereydoun Ave’in (1945, Tahran – Paris ve Tahran arasında sanat hayatına devam ediyor) çalışmalarına yer veriyor.
Türkiye sanat sahnesi için anlamlı bir karşılaşma niteliği taşıyan bu sergi, coğrafi olarak Dubai ve Paris’te konumlanan iki sanatçının, geçiciliğin izini sürerken kurdukları ortak titreşimi görünür kılıyor. Belirsizlikler ve kırılganlıklarla tanımlanan bir çağda “echos”, dünyadan geri çekilmek yerine ona daha dikkatli, daha teşhis edici bir bakışla yaklaşmayı öneren bilinçli bir duraksama alanı açıyor. Sergi; titreyen çizginin, tekrarın ritmik kusurunun ve anlık bir jestin sessiz ağırlığının, kasıtlı bir anlatıya dönüştüğü üretken bir belirsizlik alanında konumlanıyor.
On yıllardır İran sanat dünyasının temel taşlarından biri olan Fereydoun Ave, salt minimalizm yerine, ölçülü ve ruh yüklü bir ifade biçimini önceliklendiren ustalığını ortaya koyuyor. Resimleri yaşayan bir hafıza arşivi gibi işliyor. Havada asılı bir incir yaprağı ya da kanayan bir nar, hafif ama bilinçli bir kurguya sabitlenmiş, bastırılmış bir sır gibi beliriyor. Ave’in yüzeylerinde beliren her leke ve her renk açılımı, gelip geçen bir ânı kalıcı bir şiir hâline getiriyor. Bu yaklaşım, kültürel derinlik ve etkili bir mentorluk geçmişiyle yoğrulmuş bir yaşamın izlerini taşıyor.
Bu köklü perspektif, Shaqayeq Arabi’nin pratiğiyle güçlü bir diyalog kuruyor. Arabi’nin heykelleri kaos ile direnç arasındaki gerilimi bedenleştiriyor. Sezgisel ve filtresiz bir birleştirme yöntemiyle, çöl artıkları ve kentten devşirilmiş malzemeleri -palmiye yaprakları, metal ağlar, paslı çubuklar- yeni ekosistemlere dönüştürüyor. Heykelsi siluetleri hayaletimsi ve kırılgan görünse de içlerinde inatçı bir dayanıklılık barındırıyor. Gücün çoğu zaman güvencesiz ve terk edilmiş olanın içinden filizlendiği bugünün küresel hâlini yansıtıyor.
Ave’in zamana direnen ustalığı ile Arabi’nin yenilikçi malzeme dili bir araya geldiğinde, sergi hafıza ile olasılık arasındaki mesafeyi incelikle örüyor. Çalışmalar kesin yanıtlar sunma arayışındansa çözümsüzlüğü ve mütevazılığı derin bir özen ve sezgisel bir oyunla onurlandırıyor. Aciliyet ve gösteri talep eden bir kültürel iklimde “echos”, izleyiciyi yavaşlamaya, geçiciliğin içinde bir varoluş hâli bulmaya davet ediyor.
Sergi, galerinin misyonuna rafine bir giriş niteliği taşıyor: Coğrafyaları aşan anlatılar için sınırsız bir zemin sunmak ve sanatın, özellikle kırılgan olanın içinde, evrensel, yaşayan bir dil olarak varlığını sürdürdüğünü yeniden hatırlatmak.

